Cumartesi, Aralık 31


kırkıncı oda

Ne kadarınız gerçek sizin,
kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
kilitler altında sakladığınız gerçek
duygularınızla,
gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
hayatınıza,
söylenmeyen neler var kuytularda,
hani kendinizden bile sakladığınız,
bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
içinizde...? ? ?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
Sevip de söyleyemediğiniz,
özleyip de açıklayamadığınız
ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
gömdüğünüz oluyor mu,
korkaklıklar var mı,
kalleşlikler var mı,
yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
bekliyor...? ? ?


Göründüğünüz insan mısınız siz,
yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
içinizde
ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
taşıyorsunuz?
Derininizde neler saklıyorsunuz?
Ne kadarınız gerçek sizin?


Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz,
yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız,
gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı
saklıyorsunuz,
açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?


Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz
yoksa...? ? ?


Uzun bir yolculuğa çıkar gibi
duygularınızla düşüncelerinizi denklere
sarıp da içlerinizde bir yerlere mi
yerleştirdiniz,
bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz
aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve
denklerinizi
hiç açmayacağınızı bilerek...
Bir gün çıldırsanız da
bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça
söyleseniz,
neler duyacağız sizlerden,
gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,
yoksa korkaklığın altında,
bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi
büyümüş yiğitlikler mi?


Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
öfkeleriniz, isyanlarınız?
Aşklarınız yok mu?
Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?
Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
kendinize şaşar mısınız,
hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler
var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer,
dile getirilmeyen özlemler,
söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler,
hangi boşvermişlikler,
hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?


Ne kadarınız gerçek sizin?


Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
kendinizden?
Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı
turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,
şimşeklerle boşanan yağmur başladığında
şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz,
ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz
kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,
bu kadar gerçeği o odada saklayıp,
hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir
sarsıntı yaratıyor?
yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de
ıssız gece,
sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,
korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
kırkıncı odanız size de mi kapalı,
kendi kendinize bile mahrem misiniz?


Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?
Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek
istemiyor musunuz,
bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?


Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
kendinizi bile yanınıza almadan.


Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız
kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,
yüksek sesle eleştirip de
içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,
kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi
korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde
gizliyorsunuz?


Ne kadarınız gerçek sizin?
Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?


Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
Neler var kırkıncı odada?
Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı,
kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı
yaşıyorsunuz?
Niye yapıyorsunuz bunu?
Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede
belki...
Belki de hiç açmazsınız,
kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,
kendinizden sıkılarak..


Ahmet Altan

Perşembe, Aralık 1

Emre için Donut

Emre'nin yoğun ısrarları sonucu yaptığım ve ailecek severek tükettiğimiz Donut tarifini paylaşmak istedim.

HAMUR
3 su bardağı un(yumuşak hamur elde edilmeli )
1/2 çay bardağı ılık süt
1 çay bardağı ılık su
1/2 paket kuru maya
3 çorba kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay bardağı sıvı yağ
2 yumurta

Elde edilen hamur yumurta büyüklüğünde toplar halinde un dolu bir kasede 1-1,5 saat mayalandırıldıktan sonra elle yassılaştırılıp ortasından bir kapak yardımı ile hamur kesilerek simit şekli verilir.Kızgı olmayan yağda ağır ağır kızartılır.
Benmari eritilen bitter'e batırılarak afiyetle yenilir:)

SEVİL'in GALAKSİ REHBERİ














Pazartesi, Ekim 31

Salı, Temmuz 27

6) Şekillendirme ve Soğutma

Beta tipi kristal oluşumu tamamlanmış çikolata ya istenen büyüklük ve şekillerdeki kalıplara dökülerek soğutulup katılaştırılır yada şekerlemelerin üzerini kaplamak üzere tanklarda 32 derecede bekletilir

5) Tavlama

Çikolata içindeki polimorfik kakao yağının, istenmeyen “fat bloom (çiçeklenme)” ‘a neden olan kararsız kristaller oluşturmaması için, uygun bir şekilde ve dikkatle tavlanmalıdır. İçerdiği formlar stabil olmayan gama (erime noktası 18 derece), alfa (23,5 derece), beta üssü (28-33 derece) ve stabil olan beta (34,5 derece) olan kakao yağı, temperleme ile erime noktaları farklı olan bu kristal yapılar, dengeli kristal yapıya dönüştürülerek kararlı bir çikolata yapısı elde edilir. Temperleme sayesinde çikolataya parlak görünüm kazandırılır, çikolatanın raf ömrü uzatılır. Temperleme işleminden sonra elde edilen ürüne çikolata hamuru adı verilir .